

Sayın, Yönetim Kurulu Üyemiz Ezgi Hoşgörün 23 eylül 2026 Etkinliği Konuşması:
Herkese Merhabalar. Sayın ESD Başkanımız, Yönetim Kurulu üyeleri, sevgili ESD üyeleri ve kıymetli misafirlerimiz; hepiniz hoş geldiniz. İsim konusunda iyi olmadığım için sadece genel hitaplarda bulunuyorum.
Ben bugün konuşmamda size çözünürlüklerden, hızlardan, renklerden bahsetmeyeceğim. Onları Screen yapsın; sonuçta makineleri onlar yapıyorlar. Ben size bugün Elektroser'den bahsetmek istiyorum.
Elektroser, 45 sene önce babamın kurduğu bir şirket. Tam 45 sene. Bir şirket Türkiye'de nasıl 45 sene ayakta kalır? Hatta sadece ayakta kalmaz; nasıl büyümeye, yatırım yapmaya, yeni alanlara girmeye devam eder? Ben bunun cevabının sadece iyi ticaret yapmak olduğuna inanmıyorum.
Bizim 45 yıllık hikayemizin arkasında üç temel değer var: değişime uyum sağlamak, insan ilişkilerine önem vermek ve verdiğin sözün arkasında durmak.
İlk olarak, değişmekten hiçbir zaman korkmadık. Seneler içinde dünya değişti, Türkiye değişti, teknoloji değişti. Sektörler de defalarca yeniden şekillendi. Biz de Elektroser olarak değiştik. Her değişimde kendimize aynı soruyu sorduk: Sırada ne var?
Geçmişimizle gurur duyuyoruz ama geçmişe tutunarak yaşayamayız. Çünkü teknoloji dünyasında yalnızca geçmişle övünürseniz geleceği kaçırmanız kaçınılmazdır.
Bu yolculukta bizi farklı kılan yalnızca değişime uyum sağlamak değil. Biz Türkiye'yi ve Türkiye'deki ihtiyaçları çok iyi tanıyoruz. Biz bu sektöre dışarıdan bakan bir şirket değiliz. Bu pazarın içinde doğduk, bu pazarın içinde büyüdük. Türk üreticisinin de tüketicisinin de neye ihtiyaç duyduğunu biliyoruz. Hangi koşullarda karar verdiğini biliyoruz. Hangi zorluklarla mücadele ettiğini de biliyoruz.
Türkiye'de yatırım kararları yalnızca teknik özelliklere göre verilmiyor. Bazen teslimat süresi önemli, bazen finansman önemli, bazen üretimin yoğun olduğu bir dönemde hızlıca ulaşabileceğiniz bir servis ekibi önemli. Bazen de gece yarısı aradığınızda telefonun diğer ucunda sizin işinize önem veren birinin olduğunu bilmek önemli.
Biz Türkiye'nin ihtiyaçlarını, sektör dinamiklerini ve müşterilerimizin günlük gerçeklerini biliyoruz. Bu yüzden dünya teknolojilerini Türkiye'ye yalnızca getirmiyoruz; onları Türkiye şartlarına, üretim kültürüne ve gerçek ihtiyaçlara göre konumlandırıyoruz. Kısacası, 45 sene içinde dünyayı takip ederken Türkiye'yi hiç unutmadık.
Elektroser'in bu yolculuğu tek bir markayla ilerlemedi. Her biri kendi döneminde bize farklı bir deneyim, farklı bir bakış açısı ve farklı bir uzmanlık kazandıran çok değerli markalarla çalıştık. Rex-Rotary ile başladık. Ardından Ricoh, Sharp, Olivetti gibi dünya çapında markalarla yolculuğumuzu sürdürdük. HB Digital ismiyle kendi reklam şirketimizi kurduk. Daha sonra eğitim alanında Bahçeşehir Koleji ile çalıştık. Teknolojinin yalnızca üretimde ya da ofislerde değil, eğitimin geleceğinde de çok önemli bir rol oynadığını gördük. Farklı sektörleri tanıdık, farklı müşteri ihtiyaçlarını ve değişen iş modellerini gözlemledik. Bugün Screen ile birlikte etiket ve ambalaj sektörünün geleceğine odaklanıyoruz.
Bu markaların hepsi Elektroser'in hikayesinde ayrı bir yere sahip. Biz hiçbir markayı sadece portföyümüze eklemedik. Hepsinin Türkiye'de gerçek bir değer yaratması için çok çalıştık. Bu sebeple Elektroser'in 45 yıllık hikayesi, aslında birlikte yürüdüğümüz markaların ve birlikte büyüdüğümüz müşterilerin hikayesidir.
İkinci ve benim için çok önemli bir değerimiz de insan ilişkileri. Elektroser yalnızca ürünlerin ve makinelerin üzerine kurulmuş bir şirket değil; müşteriyle karşılıklı güvene dayanan ilişkiler üzerine kurulmuş bir şirket.
Müşterilerimizle ilişkimiz teklif göndermek, sipariş almak ile bitmiyor. Yıllardır tanıdığımız, birlikte büyüdüğümüz, bazen tartıştığımız, bazen aynı masada çözüm aradığımız insanlar var. Hatta bazı ilişkilerimizin öyle bir mazisi var ki artık birbirimize müşteri-tedarikçi demek biraz ayıp oluyor.
Bu sektörde fiyat elbette önemli. Servis elbette önemli. Teknoloji elbette önemli. Ama günün sonunda büyük bir yatırım yaparken yalnızca bir makineye güvenmiyorsunuz; bir insana ve şirkete güveniyorsunuz.
Şunu bilmek istiyorsunuz: Bu şirket benim ihtiyaçlarıma, sorunlarıma, isteklerime seneler geçse bile önem verecek mi? Her zaman arkamda duracak mı? Bizim en büyük sermayelerimizden biri, çekinmeden ve yüksek bir sesle, 'Evet, her zaman yanınızdayız.' diyebilmek.
Bu, her şeyi kusursuz yaptığımız anlamına gelmiyor. Zaten 45 sene içinde hiç hata yapmadım diyen bir kurum varsa ben biraz şüphelenirim. Zorlandığımız projeler, geceleri telefonlarımızın biraz daha fazla çaldığı dönemlerimiz oldu. Bizim değişmeyen bir gerçeğimiz var: Sattığımız her şeyin, verdiğimiz tüm hizmetlerin sonuna kadar arkasında durduk, duracağız.
Bir müşteri kazanmak sadece satışla ölçülmüyor. Asıl başarı, seneler sonra ikinci veya üçüncü makine için akıllarından yalnızca sizin geçiyor olmanız. Bazen başarı tam olarak bu: satış yapmak değil, uzun vadeli güven ilişkisi kurmak.
Screen ile olan hikayemiz de tam bu yaklaşımımızla örtüşüyor. Biz Screen'e portföye eklenecek yeni bir marka gözüyle bakmadık. Teknolojilerine güvendik. Türkiye'de dijital etiket baskısı neredeyse hiç konuşulmazken müşterilerimize dijitalin geleceğini anlatmaya başladık.
Kolay mıydı? Hayır. İnsanlara alışkanlıklarının dışına çıkmayı öneriyorsunuz. Üstüne üstlük büyük bir yatırım bekliyorsunuz. 'Deneyelim, olmazsa bakarız.' denecek rakamlar da değil. Bu nedenle önce bizim inanmamız gerekiyordu. Biz inandık.
Bugün Türkiye'nin farklı noktalarında çalışan Screen makinelerine baktığımızda, yıllar önce verdiğimiz doğru kararların sonuçlarını görüyoruz. Bu; birlikte cesaret ettiğimiz yatırımların, aştığımız zorlukların ve büyüttüğümüz bir pazarın hikayesi.
Biz Screen markasını Türkiye'de satmadık, sahiplendik. İyi bir distribütörün, iş ortağının teknolojisini kendi sorumluluğu gibi üstlenmesi beklenir. Satış sonrası müşteriyi yalnız bırakmaz. Müşterimiz kartvizitinde hangi markanın yazdığıyla ilgilenmez. Her durumda yardım alıp alamayacağıyla, karşısında muhatap bulup bulamayacağıyla ilgilenir. Getirdiğimiz teknolojiyi Türk sektörüne adapte etmek bizim işimiz.
Elektroser olarak önümüzdeki dönemde de yapmak istediğimiz şey; dünyadaki doğru teknolojinin peşinden gitmek, ona herkesten önce inanmak, Türkiye'ye getirip Türk ihtiyaçlarına uyarlamak.
Bazen bu konuda biraz sabırsız olabiliyoruz. Screen'deki iş arkadaşlarımız mesai bitişi ve mesai öncesi sorularımızdan biraz bıkmış olabilirler. Ama kabul edelim, sabırsız olmadan 45 sene teknoloji işi yapılmıyor. Geleceği bekleyerek değil, ona hazırlanarak yakalayabiliriz.
Şimdi bu 45 yıllık tecrübeyi Screen teknolojisiyle birleştirerek yeni bir döneme giriyoruz. Etiket sektörü değişiyor, ambalaj sektörü değişiyor, sipariş miktarları küçülüyor, hız beklentisi artıyor, daha esnek üretim bekleniyor.
Screen ile birlikte geliştireceğimiz yeni projeler var. Yapılacak çok şey var. Daha yeni başlıyoruz.
Elektroser'in 45 yıllık hikayesini makineler değil, insanlar yazdı. Değişime açık, cesur ve verdiği sözün arkasında duran insanlar. Bundan sonraki hikayeyi de yine birlikte yazacağız. Hepiniz bu hikayenin bir parçasısınız. İyi ki buradasınız. Hepiniz tekrar hoş geldiniz.